ÖKC-Perakende Satış Fişleri Defterlere Toplu Olarak Kaydedilebilir mi?

Mükellef tarafından ÖKC, perakende satış fişlerinin toplu olarak defterlere kaydedilip kaydedilemeyceği sorulmuştur. Konu hakkında özelge talep edilmiştir. 
Vergi idaresi ödeme kaydedici cihaz fişlerinin defterlere toplu kaydına ilişkin olarak; ödeme kaydedici cihaz fişlerinin, defterlere ayrı ayrı kaydedilebileceği gibi; en fazla 10’ar günlük muhasebe kayıt periyodu dikkate alınarak oluşturulacak bir icmale (ÖKC satış fişinin tarihi, kimden alındığı, numarası ve malın KDV’si gibi bilgileri ihtiva edecek şekilde) bağlanmak suretiyle, her bir icmal itibariyle, tek bir yevmiye maddesi olarak da kaydedilebileceği yönünde görüş vermiştir. 

Özelge: Değer Artış Kazancının Hesabında Harca Esas Bedel Değil, Gerçek Satış Bedeli Esas Alınmalıdır.

Gayrimenkulünü beş yıl dolmadan satan kişi, satış bedelinin harca esas bedelin altında olduğunu belirterek, değer artış kazancının matrahının hesabının garimenkulün tapu harcına esas bedeli üzerinden mi yoksa gerçek satış bedeli üzerinden mi yapılacağı hususunda idareden görüş istemiştir. 

Vergi idaresi, değer artışı kazancının matrahının hesabında gerçek satış bedelinin dikkate alınması gerektiği yönünde görüş vermiştir. Dolayısıyla, gayrimenkulün satış bedelinin tapu harcının matrahını oluşturan emlak vergisi tarhına esas bedelden daha düşük veya yüksek olduğu durumlarda satışa ilişkin tapu harç matrahının değil, gerçek satış bedelinin dikkate alınması gerekmektedir.

Değer Artış Kazancının Tespitinde Maliyet Bedeline Hangi Giderler Eklenebilir?

İlgide kayıtlı özelge talep formu ekinde alınan dilekçede, 2010 takvim yılının Temmuz ayında satın aldığınız gayrimenkulü 2013 takvim yılında elden çıkaracağınız belirtilerek, söz konusu gayrimenkule ilişkin yaptığınız giderlerin (tapu alım satım harçları, banka kredisi için ödenen faiz ve dosya masrafları, emlak komisyon bedeli, DASK ve deprem sigortası tutarı, bina izolasyon bedeli, kombi konulması için yapılan harcamalar) değer artış kazancının tespitinde maliyet unsuru olarak dikkate alınıp alınmayacağı hususunda bilgi talep edildiği anlaşılmakta olup konu hakkında Başkanlığımız görüşleri aşağıda açıklanmıştır.

Danıştay Kararı: Defter ve Belge İbrazı İçin Verilen Süre Dolmadan İncelemeye Başlama Tutanağı Tanzimi İncelemeyi Sakatlar mı?

Defter belge isteme yazısının davacıya usulüne uygun bir şekilde 22.10.2014 tarihinde tebliğ edildiği, incelemeye başlama tutanağının ise 24.10.2014 tarihinde düzenlenerek, tarhiyatın dayanağı vergi inceleme raporunun tanzim edildiği 13.11.2014 tarihine kadar haklı bir mazeret sunulmaksızın defter ve belgelerin ibraz edilmediği olayda, incelemeye başlama tutanağının 15 günlük defter belge ibrazı için verilen süre beklenmeden düzenlenmesinin tarhiyatı kusurlandıracağından söz edilemez.

TARHİYAT ÖNCESİ VE SONRASI UZLAŞMA VERİLERİ IŞIĞINDA MÜKELLEF AÇISINDAN AVANTAJLI UZLAŞMA TÜRÜ HANGİSİDİR?

Uzlaşma müessesesi 213 sayılı Vergi Usul Kanununun (VUK) ilk halinde yer almamaktadır. VUK’ta değişiklik yapan 19.02.1963 tarih ve 205 sayılı Kanunun 22 nci maddesi ile birlikte vergi hukukumuza dâhil olmuştur. 1985 yılına kadar sadece “tarhiyat sonrası uzlaşma” söz konusu iken, 3239 sayılı Kanunun 33 üncü maddesiyle VUK’a eklenen Ek Madde 11 ile “tarhiyat öncesi uzlaşma” da 1985 yılından itibaren hukuk sistemimize dahil olmuştur.

DANIŞTAY KARARI: DEFTER VE BELGE İBRAZ YAZISININ ŞİRKET MÜDÜRÜNÜN BABASININ İKAMETGAH ADRESİNDE BABASINA TEBLİĞ EDİLMESİ

Defter ve belge ibraz yazısının, şirket müdürünün babasının ikamet adresinde babasına tebliği, usulüne uygun tebliğ sayılamayacağından, ibraz yükümlülüğü yerine getirmediği söz edilerek katma değer vergisini indirimlerinin reddi suretiyle yapılan tarhiyatta Yasa’ya uygunluk bulunmadığı hk.

DANIŞTAY KARARI: İHBARNAMEDEKİ TEBLİGAT GİDERİ İÇİN AYRI DAVA AÇILMASI GEREKMEZ.

Aşağıdaki Danıştay Kararı, vergi/ceza ihbarnamelerinde yer alan vergi ve cezalar dışında yer alan tebligat gideri için ayrı dava açılmasına gerek olmadığı yönünde karar vermiştir. Karar, mahkemeye erişim  hakkı, hak arama hürriyeti ve adil yargılanma hakkına vurgusu açısından önemli. 

Danıştay 9. Dairesinin 24.05.2018 tarih ve 30430 sayılı Resmi Gazete yayımlanan E:2016/17876 ve K:2017/7223 sayılı Kamu Yararına Bozma kararında vergi/ceza ihbarnamesinde yer alan tebligat gideri için ayrı dava açılmasına gerek olmadığı yönünde hüküm tesis etmiştir.

Mükellefin Vergi İncelemesine Alınma Gerekçesini Öğrenme Hakkı

Mükellefin hangi nedenle incelemeye alındığını bilmek en doğal hakkıdır. Son yıllarda vergileme alanında mükellef haklarını esas alan yaklaşımla yapılan mevzuat düzenlemeleri çerçevesinde mükelleflerin incelemenin gerekçesini öğrenme hakkı bulunmaktadır.

İncelemenin gerekçesini öğrenme hakkı, incelemeye alınmanın objektif kriterlere göre mi yapıldığını sorgulama, asılsız ihbarlar nedeniyle incelemeye alınma durumunda muhbire ilişkin yasal süreci başlatma imkânı, başka bir deyişle muhbirini öğrenme hakkını vermesi gibi bir dizi hakkı da beraberinde getirmektedir.

Danıştay Kararı: Özel Esaslara Alınma İdarenin İç İşlemi Değildir. Dava Konusu Yapılabilir.

Özet:

Dava; özel esaslara tabi mükellefler listesine alınma işleminin iptaline ilişkindir. Davacı mal ve hizmet alımlarıyla ilgili olarak aldığı ve kayıtlarına yansıttığı faturaları düzenleyen kişi hakkındaki tespitlerden hareketle özel esaslara tabi mükellefler listesine alınmış ise de; gerek davalı idarenin, gerek bağlı bulunduğu hiyerarşik üst makamların mükellefleri bu şekilde kategorize edebilmelerine olanak sağlayan hiçbir yasal düzenleme bulunmadığı gibi, Anayasa’da da buna izin veren bir hüküm yer almamaktadır. Bu şekilde yasal dayanağı olmadan yapılacak bir sınıflandırma, vergi barışını bozucu etki yaratacağı gibi, Anayasa’da güvence altına alınan temel kişi hak ve hürriyetlerine de aykırılık teşkil eder.

Danıştay: Mükellefin Alışlarının Bir Kısmının veya Tamamının Sahte Olmasından Hareketle Satışlarının Sahte Olduğu Sonucuna Ulaşılamaz.

İstemin Özeti: Davacı hakkında bir kısım alışlarını sahte faturalarla belgelendirdiği yolunda düzenlenen vergi inceleme raporuna istinaden 2002/Ocak-Mart dönemlerine ilişkin olarak re’sen tarh edilen üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi ile kesilen özel usulsüzlük cezasının terkini istemiyle açılan davayı, dosyanın incelenmesinden, davacının sahte fatura aldığı iddia edilen (…) Vergi Dairesinin (…) vergi numaralı mükellefi (…) Ltd. Şti. hakkında düzenlenen 04.10.2006 tarih ve VDENR-2006-… sayılı vergi tekniği raporu ile aynı Vergi Dairesinin (…) vergi numaralı mükellefi Tasfiye Halinde (…) Ltd. Şti. hakkında düzenlenen 13.04.2007 tarih ve VDENR-2007-… sayılı vergi tekniği raporu ve eklerinin incelenmesi sonucu adı geçen mükellefler tarafından düzenlenen ve davacının kayıtlarına yansıtmış olduğu faturaların gerçek bir mal teslimi ve hizmet ifasına dayanmadığı sonucuna varıldığından dava konusu cezalı tarhiyatta hukuka aykırılık bulunmadığı, …

FATURA DÜZENLEMEDE 7 (YEDİ) GÜNLÜK SÜRENİN HESAPLANMASI

ukarıdaki düzenlemeye göre mükellefler, mal teslimi ve hizmet ifalarına ilişkin işlemlere ait faturayı azami 7 gün içinde düzenlemek zorundadır. Peki, 7 günlük sürenin hesabı nasıl yapılacaktır? İşlemin gerçekleştiği gün dikkate alınacak mı, yoksa sürenin hesabı takip eden günden itibaren mi başlayacaktır?

Bu konuda müracaat edilmesi gereken düzenleme, VUK’un “Sürelerin Hesaplanması” başlıklı 18 inci maddesidir. Maddeye göre, süre gün olarak belli edilmişse başladığı gün hesaba katılmaz ve son günün tatil saatinde biter.

Tarhiyat Öncesi Uzlaşma mı, Yoksa Tarhiyat Sonrası Uzlaşma mı Tercih Edilmeli?

Peki, mükellef neye göre tarhiyat öncesi uzlaşma talebinde bulunmalı veya bulunmamalı? Böyle bir karar verilmesi aşamasında, iki uzlaşma türünün ne olduğu ve aralarındaki temel farklılıkların bilinmesinde fayda var. Bu nedenle öncelikle bunlara değineceğiz. Müteakiben, tarhiyat öncesi uzlaşma mı, yoksa tarhiyat sonrası uzlaşma mı tercih edilmeli sorusunun cevaplanmasına yardımcı olacak temel parametreleri sunmaya çalışacağız. 

Vergi Hukukunda Mücbir Sebep Hali ve Hukuki Etkileri

Hukuk terimi olarak Mücbir sebep, görevin, taahhüdün ve sorumluluğun yerine getirilmesine engel teşkil edebilecek nitelikte bulunan ölüm, iflas, hastalık, tutukluluk ve buna benzer halleri ifade eder.
Vergi Hukukunda Mücbir Sebep Halleri
Vergi hukukunda mücbir sebep halleri Vergi Usul Kanununun 13 üncü maddesinde düzenlenmiştir. Maddeye göre mücbir sebepler: 
1. Vergi ödevlerinden her hangi birinin yerine getirilmesine engel olacak derecede ağır kaza, ağır hastalık ve tutukluluk;
2. Vergi ödevlerinin yerine getirilmesine engel olacak yangın, yer sarsıntısı ve su basması gibi afetler; …

Perte Ayrılan İşletmeye Kayıtlı Araçlarla İlgili Belge Düzeni

Pert kelimesi fransızca kökenli bir kelimedir.  Kayıp, hasar anlamına gelir. Sigortacılık literatüründe “Pert” tam hasar demektir. Perte ayrılmak ise artık tamamen kullanılamaz hale gelmek anlamına gelmektedir. Özellikle araçların kaza sonucu tekrar trafiğe çıkamayacak derecede hasarlı hale gelmesi durumunda, perte ayrılan araçtan bahsedilir.  
Aşağıdaki özelge, işletmeye kayıtlı araçların perte ayrılması durumunda belge düzenine ilişkindir. 

Özelge: Adi ortaklardan birinin ortaklıktan ayrılması halinde işe devam eden ortak açısından yıllara sari inşaat işinin durumu

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 18. Bölge Müdürlüğü 183. Şube Müdürlüğü tarafından ihaleye çıkarılan “……….” işinin yapılması amacıyla ………… ile şirketiniz arasında 15.05.2014 tarihli sözleşme ile Adi ortaklık kurulduğu ve adi ortaklığınız ile İdare arasında imzalanan 21.05.2014 tarihli sözleşme ile söz konusu işin üstlenilerek 02.06.2014 tarihinde işe başladığınız ve sözleşmeye göre işin 26.08.2015 tarihinde bitmesi gerektiği ancak ortaklığınız tarafından yapılmakta olan işin 26.06.2015 tarihinde tüm hak ve vecibeleriyle birlikte şirketinize devredildiği belirtilerek söz konusu işin şirketiniz açısından yıllara sari inşaat işi kapsamında olup olmadığı ile tarafınıza yapılacak hakediş ödemeleri üzerinden stopaj yapılıp yapılmayacağı hususlarında Başkanlığımızdan görüş talep edilmektedir.

Özelge: Kooperatifin arsa karşılığı sahip olduğu dairelerin satılması nedeniyle elde ettiği kazancının vergilendirilmesi hakkında

İlgide kayıtlı özelge talep formunda; kooperatifinizin ../../1978 tarihinde 40 üye ile … kurulduğu ve 1979 yılında arsa alındığı ancak arsa üzerine inşaat yaptırılmadan önce bu arsadan bağımsız olarak bir müteahhitten bedel karşılığı olmak üzere 40 üyeye 40 adet daire satın alındığı, söz konusu arsanın ise 2007 yılında kat karşılığı 7,75 daire karşılığında başka bir müteahhide verilerek teslim alınan dairelerden bir kısmının satıldığı ve elde edilen gelirin de 40 üyeye dağıtılacağı belirtilerek bu dağıtımdan dolayı kooperatifinizin herhangi bir vergi sorumluluğunun olup olmadığı hususunda Başkanlığımızdan görüş talep edilmektedir.

Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinde Arsa Payına İlaveten Ödeme de Yapılmasının Öngörülmesi İnşaat İşini Yıllara Sari Hale Getirir mi?

Özet: İnşaat firması Konut Yapı Kooperatifi arasında anılan kooperatife ait arsa üzerine 664 adet konut inşası için “Düzenleme Şeklinde Kat Karşılığı İnşaat Ve Satış Vaadi Sözleşmesi” imzalanmıştır. Söz konusu sözleşme uyarınca inşa edilecek konutlardan 170 adedi firmaya kalacak olup, kooperatif tarafından şirkete ayrıca 82.954.000,00 TL nakit ödeme yapılacaktır. Arsa payı karşılığı alınacak konutlara ilaveten ödeme yapılması durumu, işin kat karşılığı inşaat niteliğini değiştirip değiştirmeyeceği, inşaat işini yıllara sari inşaat haline getirip getirmeyeceği, bu kapsamda stopaj uygulaması söz konusu olup olmayacağı hususu Vergi İdaresinden sorulmuştur. 

Nihai Tüketiciden Taşıt Alımında Gider Pusulası Düzenlenmesi Zorunluğu Bulunmadığı ve Bu Nedenle Kesilen Usulsüzlük Cezasının Hukuka Aykırı Olduğu Hk. Danıştay Kararı

Danıştay Üçüncü Dairenin 13 Aralık 2017 tarihli Resmi Gazetede Yayımlanan Kanun Yararına bozma kararları; nihati tüketiciden taşıt alımında noter satış senedinin ispat edici belge olarak yeterli olduğu, mükellefin bu işlem için ayrıca gider pusulası düzenlemesine ilişkin herhangi kanuni düzenleme ve bu konuda idareye verilmiş bir yetki de bulunmadığı gerekçesi ile nihai tüketiciden taşıt alımında gider pusulası düzenlenmediği için kesilen usulsüzlük cezasının hukuka uygun olmadığı yönünde hüküm tesis etmiştir.

Özelge: İki tam sene aktifte kalmadan kamulaştırılan taşınmazın KDV ve KVK istisna hükümleri karşısındaki durumu

Bu hüküm ve açıklamalara göre, Kurumlar Vergisi Kanununun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde düzenlenen istisna uygulamasına ilişkin olarak kamulaştırma işlemleri ile ilgili özel bir belirleme yapılmamış olup, şirketinizin aktifinde 2 tam yıldan (730 gün) daha az süreyle yer alan taşınmazların kamulaştırılmasından doğan kazancın …

Danıştay Kararı: Kaçakçılık Fiiline İştirak, Sebep Olunan Vergi Ziyaının Tespiti Gereği ve Eksik İnceleme

Ancak, … Elektronik Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi hakkında düzenlenen vergi inceleme raporları ve davacı hakkında düzenlenen vergi inceleme raporunda da açıklandığı üzere, söz konusu organizasyonun …, …, …, …, …, … adına açılan paravan mükellefiyetlerden oluştuğu ve görünürde bu şahıslar adına olan hasılat ve kazancın gerçekte … Elektronik Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’ne ait olduğu tespit edilmiştir.
Uyuşmazlıkta, davacı hakkında kaçakçılık fiiline iştirak nedeniyle düzenlenen vergi inceleme raporu uyarınca davacı adına, … Elektronik Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi için salınan vergilerin bir katı tutarında vergi ziyaı cezası kesilmiş ise de; adı geçen şirket tarafından ziyaa uğratılan vergilerin ne kadarlık kısmının davacının fiilinden kaynaklandığının tespiti bakımından, davacı tarafından düzenlenen faturalar ve görünürde elde ettiği hasılat konusunda her hangi bir inceleme ve toplamda ziyaa uğratılan vergiyle bir oranlama yapılmadığı anlaşıldığından …

Danıştay Kararı: Kredi Kartıyla Yapılan Satışların Beyan Edilmediği Tespit Edilmeden Yapılan Tarhiyatta Hukuka Uyarlılık Bulunmadığı hk.

Özeti : Katma değer vergisi beyannamelerinde gösterilen toplam hasılat tutarı, kredi kartıyla yapılan satış tutarının üzerinde olduğundan, kredi kartıyla yapılan satış hasılatının katma değer vergisi beyannamesine dahil edilmediği tespit edilmeksizin yapılan tarhiyatta hukuka uyarlık bulunmadığı hakkında.

VERGİ USUL KANUNUNA GÖRE GİZLEME SURETİYLE KAÇAKÇILIK SUÇU

Beyan usulünün geçerli olduğu vergi sistemlerinde, defter ve belge düzeni, bunların muhafazası ve ibrazı özel öneme sahiptir. Özellikle vergi incelemeleri sırasında defter ve belge ibrazından kaçınmanın ağır vergisel ve cezai müeyyideleri vardır. Vergi Usul Kanunu uyarınca, varlığı noter tasdik kayıtları veya sair suretlerle sabit olduğu halde, inceleme sırasında vergi incelemesine yetkili kimselere defter ve belgelerin ibraz edilmemesi, gizleme olarak kabul edilmekte ve 18 aydan 3 yıla kadar hapis cezasını gerektiren kaçakçılık suçunu oluşturmaktadır. Çalışmada, gizleme suretiyle kaçakçılık suçunun oluşum şartları, ilgili mevzuat ve konuya ilişkin yargı kararları çerçevesinde incelenmekte, özellikli durumlara yer verilmektedir.

Taşınmaz ve Araç Alım-Satımının Ticari Kazanç Olarak Değerlendirilmesinde Devamlılık Unsuru

Gayrimenkul ve araç alım satım işinde elde edilen gelirin ticari kazanç kapsamında değerlendirilmesi için; 
• Faaliyetteki devamlılık,
• Satışın ticari kar amacı,
• Ticari bir organizasyon varlığı,

unsurlarının mevcut olup olmadığının tespiti vergilendirme açısından önemlidir.
Bu üç unsurun birlikte varlığının tespiti halinde, bu tür bir faaliyetin ticari kazanç hükümlerine göre vergilendirilmesinden bahsetmek mümkündür. Aksi durumda, elde edilen kazanç “değer artış kazancı” hükümlerine göre tespit edilmelidir. 

Mükellefe Zorla Verdirilen Beyanname Nedeniyle Yapılan Tarhiyat Hukuka Aykırıdır.

Kararın Özeti: Mükellef hakkında bir inceleme yapılmadan ve kullandığı faturaların gerçek olup olmadığı kendisi ve fatura düzenleyicileri her yönüyle incelenerek ortaya konulmadan davalı idare tarafından düzenlenen hukuk dışı, ticari ve ekonomik manada tehdit unsuru içeren bir yazıya istinaden verdirilen düzeltme beyannamelerine dayanılarak yapılan tarhiyatların hukuka aykırılığı hk.

Danıştay Kararı: Şüpheli Alacak, Alacağın Şüpheli Hale Geldiği Dönemde Ayrılmak Zorunda Değildir.

Danıştay Dördüncü Dairesinin şüpheli alacağın ayrılma zamanının tayinine ilişkin kararı aşağıda sunulmuştur. Kararda, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nda alacakların şüpheli hale geldiği tarihte karşılık ayrılmasını zorunlu kılan bir düzenleme bulunmadığı belirtilerek söz konusu alacaklar için şüphelilik halinin devam ettiği sürece karşılık ayrılabileceği yönünde hüküm tesis edilerek, döneminden sonra karşılık ayrılması nedeniyle yapılan tarhiyatlar kaldırılmıştır.

Eksik İncelemeye Dayanılarak Yapılan Tarhiyatta İsabet Bulunmadığı Hakkında Danıştay Kararı

Vergi incelemesinin amacına uygun olarak ve gerçek durumun ortaya çıkarılması amacıyla düzenlenmesi gereken inceleme raporunun, belirtilen usul ve esaslara uygun olmaması halinde, eksik incelemeye dayanılarak yapılan tarhiyatta isabet bulunmadığı hk. Danıştay 4. Dairenin 15.11.2006 tarih E:2006/2249 ve K:2006/2202 sayılı Kararı

Özelge: Proje ve danışmanlık hizmetinin vergilendirilmesi

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, devlet destekli projelere, yerel yönetimlere, kamu iktisadi teşebbüslerine, KOBİ’lere ve sivil toplum kuruluşlarına proje ve danışmanlık hizmeti vermek için mükellefiyet kaydınızı yaptırdığınız, yapmış olduğunuz iş ile ilgili diplomanızın olmadığı ancak yetkilendirilmiş sertifikalarınızın olduğu belirtilerek, söz konusu iş ile ilgili kazancınızın serbest meslek kazancı olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.