VERGİ İHTİLAFLARI

Nihai Tüketiciden Taşıt Alımında Gider Pusulası Düzenlenmesi Zorunluğu Bulunmadığı ve Bu Nedenle Kesilen Usulsüzlük Cezasının Hukuka Aykırı Olduğu Hk. Danıştay Kararı

Danıştay Üçüncü Dairenin 13 Aralık 2017 tarihli Resmi Gazetede Yayımlanan Kanun Yararına bozma kararları; nihati tüketiciden taşıt alımında noter satış senedinin ispat edici belge olarak yeterli olduğu, mükellefin bu işlem için ayrıca gider pusulası düzenlemesine ilişkin herhangi kanuni düzenleme ve bu konuda idareye verilmiş bir yetki de bulunmadığı gerekçesi ile nihai tüketiciden taşıt alımında gider pusulası düzenlenmediği için kesilen usulsüzlük cezasının hukuka uygun olmadığı yönünde hüküm tesis etmiştir.

Kararın ayrıntılarından önce, Kanun yararına bozma kavramına kısaca değinmek gerekir. Kanun yararına bozma, tüm hukuki yollar tüketildikten ve karar kesinleştikten sonra, Danıştay Başsavcılığı’nın verilen kararı hukuka uygun olmadığını düşündüğü durumlarda başvurulabilen yargı yoludur. Verilen karar somut olayda etki etmemekte ancak karardan sonraki olaylar için yol gösterici olmaktadır.

Dava Konusu Olay

Davacı şirket, nihai tüketiciden satın aldığı araç için gider pusulası düzenlememiş, bu husus şirket müdürü nezdinde tutulan tutanakla tespit edilmiş ve VUK 353 üncü madde uyarınca gider pusulası düzenlenmediği için özel usulsüzlük cezası kesilmiştir. Şirket, bunun üzerine konuyu yargıya taşımıştır. Vergi Mahkemesi; özel usulsüzlük cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir.

Bu karara karşı yapılan itirazı reddederek kararı onayan Bölge İdare Mahkemesi’nin kararının düzeltilmesi istemini reddeden Bölge İdare Mahkemesi’nin kararının, Danıştay Başsavcılığı tarafından, davacı şirketin noter senedi ile nihai tüketiciden satın aldığı otomobil için gider pusulası düzenlenmediğinden bahisle kesilen özel usulsüzlük cezasında kanuna uyarlık görülmediğinden kanun yararına bozulması istenmiştir.

Danıştay Başsavcısının Kanun Yararına Bozma Talep Gerekçesi

Kanun yararına bozma Danıştay Başsavcılığı tarafından yapılmşıtır. Danıştay Başsavcılığının gerekçesi aşağıdaki gibidir:

“… Danıştay Başsavcılığı tarafından; 213 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin (B) bendinde yer alan, vergiyi doğuran ola ve olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği hükmü ile vergilendirmede serbest delil sisteminin kabul edildiği, yükümlülerin öncelikle 213 sayılı Kanunda sayılan belgeleri, bu belgelerin kapsamadığı iş ve işlemler açısından hukuken geçerli her türlü belgeyi ispatlama vasıtası olarak kullanabilecekleri, yükümlülerin kullanmak mecburiyetinde oldukları, düzenlenmesi ve alınması gereken belgelerin Kanunun 229 ila 242 nci maddelerinde belirtildiği, Kanunun “Gider pusulası” başlıklı 234 üncü maddesinde de birinci ve ikinci sınıf tüccarlarla, kazancı basit usulde tespit edilenlerin ve defter tutmak mecburiyetinde olan serbest meslek erbabının ve çiftçilerin, vergiden muaf esnafa; yaptıkları işler veya onlardan satın aldıkları altın, mücevher gibi kıymetli eşya için de tanzim edileceğinin hüküm altına alındığı, mevcut düzenleme uyarınca; ticaret ve serbest meslek erbabı veya vergiden muaf esnaf  olarak kabulü mümkün bulunmayan nihai tüketcilerden, altın ve mücevher gibi kıymetli eşya niteliği taşımayan diğer eşyanın alımında gider pusulası düzenlenmesi zorunluluğu bulunmadığından, davacı şirketin noter senedi ile nihai tüketiciden satın aldığı otomobil için gider pusulası düzenlenmediğinden bahisle kesilen özel usulsüzlük cezasında kanuna uyarlık görülmediğinden kanun yararına bozulması istenilmiştir. “

Karar

Bu talep üzerine Danıştay Üçüncü Dairesi;

“Davacı şirketin, noter satış senediyle satın aldığı otomobilin, 213 sayılı Kanunun 234 üncü maddesinde belirtilen altın, mücevher gibi kıymetli eşya niteliği taşımadığının ve aracın satıcısının vergiden muaf esnaf olmadığının tartışmasız olduğu olayda, alım satıma konu araçla ilgili olarak gider pusulası düzenlemesi zorunluluğundan söz edilemeyeceğinden, ulaştığı aksi yöndeki yargıyı hükme esas alarak davayı reddeden vergi mahkemesi kararının onanmasına ilişkin kararı karşı yapılan karar düzeltme işleminin reddi yolundaki bölge idare mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir. “

şeklinde hüküm tesis etmiştir.

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s